Rektörümüz Prof. Dr. Öztürk’ten Üniversite Tercihleriyle İlgili Önemli Uyarılar
Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, üniversite adaylarının tercih döneminde bazı ailelerinin koruyucu mantıkla, “dizimizin dibinden ayrılmasın”, “ne yapacaksa bulunduğu şehirde yapsın” gibi koruyucu mantıkla çocuklarının geleceğiyle ilgili yanlış kararlar verebildiğini belirterek, “Aileler, çocuklarını nerede kıymetli alan varsa, nerede güzel eğitim kadrosu varsa, gönül rahatlığıyla oralara gönderebilirler” dedi.
Rektörümüz Prof. Dr. Öztürk, Başakşehir Radyosu’nda canlı yayımlanan “Tercih Meselesi” adlı programda, soruları yanıtladı.
Tercih
döneminde yavaş yavaş sona yaklaşılırken, bu süreçte merak edilen
üniversitelerden birinin de Hitit Üniversitesi olduğu belirtilerek,
üniversitemizle ilgili genel bir bilgi istenmesi üzerine, Prof. Dr.
Öztürk, “Hitit Üniversitesi, 2006 yılında, genç üniversite olarak
kurulmuş son dönem üniversitelerden bir tanesi ama mazisi köklü
üniversitelere dayanmaktadır. Hitit Üniversitesi’nin geldiği yapı
itibarıyla 11 fakültemiz, 3 enstitü, 1 yüksekokulu, 7 meslek
yüksekokulumuzda eğitim öğretim faaliyetlerimize devam ediyoruz. Bu
çerçevede 17 bine yakın ön lisans ve lisans öğrencimiz, bin 500’ü aşkın
lisansüstü eğitim alan öğrencimiz var” diye konuştu.
Hitit Üniversitesi’nde hocaların her bir öğrenciyle birebir iletişim kurma olanağı bulunduğuna işaret eden Prof. Dr. Öztürk, “Hoca başına düşen öğrenci sayısı Türkiye’de yaklaşık 50, bizim üniversitemizde ise 22-23 aralığında. Bu, bizim üniversitemizde hocalarımız açısından çok özel dokunuşlar yapabilme, öğrencilerimiz açısından da hocalarıyla uzun sohbetler bağlamında eğitim öğretimlerini geliştirebileceği yapı anlamına gelmektedir. Çok güzel ortamda eğitimimize devam ediyoruz. Genç ve dinamik yapımız olduğu için gelişmelere çok rahat ayak uydurabiliyoruz” ifadesini kullandı.
“Uzaktan eğitim, yüz yüze eğitimin alternatifi değildir”
“Korona
sürecini yaşıyoruz. Üniversitelerde şu an için ‘yüz yüze eğitim
başlayacak’ deniliyor ama ‘yine uzaktan eğitim devam edecek’ denilirse,
Hitit Üniversitesi’nin altyapısı buna uygun mu” şeklindeki soruyu
yanıtlayan Prof. Dr. Öztürk, şunları kaydetti:
“Hitit
Üniversitesi’nin alt yapısı, uzaktan eğitim anlamında, bütün
üniversitelerde ne sunuluyorsa benzer özellikleri, benzer imkanları
sunacak kapasitede. Uzaktan eğitim, yüz yüze eğitimin alternatifi
değildir. Yüz yüze eğitim olmazsa olmaz. Öğrencilerimizden şu anda bana
yeni mesajlar atılmış; ‘ne yapın edin, biz kampüse gelip ders görmek
istiyoruz’ diyorlar. Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Ne bizim
tercihimize ne öğrencilerimizin istek ve beklentilerine bağlı bir durum.
Tabi ki devletimizin aldığı kararlar, Sağlık Bakanlığımızın, Bilim
Kurulumuzun aldığı kararlara uyumlu bir çalışma yürütmek durumundayız.”
“Net
bir şekilde şunu söyleyeyim; eğer bir karar alınırsa, seyreltilmiş bir
şekilde, uygulamalı birimlerde, tıp fakülteleri mühendislik gibi
alanlarda arkadaşlarımızı, kampüste tedbirleri alınmış eğitime tabi
tutmak arzusundayız” diyen Prof. Dr. Öztürk, şöyle devam etti:
“Zorunlu
olan online eğitim kısmında diğer guruba düşen öğrencilerimizle ilgili
de şunu söyleyeyim; hocalarımız şu anda online eğitim standartlarını
daha da geliştirebilecek bir çaba içerisinde. Kendi yazılımımızı kurduk.
Uzaktan eğitim modülüyle öğrencilerimizi tanıştırdık. Hiç
zorlanmadılar. Akışkan biçimde derslerini takip ettiler. Biz olağan üstü
şartlarda online eğitimi iyi kotardık. Eğer mümkünse, seyreltilmiş
şekilde eğitimimizi devam ettirmek ama devletimizle ilgili sağlık
kurumları gerekli tedbirleri üst seviyede tutup, ‘yine online eğitim
yapacağız’ derlerse bir dönemi daha standartlarımızı daha da yükselterek
sürdürmeye hazırız. Hocalarımız, pedagojik olarak hazır. Biz, teknik
donanım olarak, bilişim teknolojileri olarak şu anda yeni sistemleri de
ekledik tamamen hazırız.”
“Koruyucu mantıkla gençlerimizin önünü tıkamanın anlamı yok”
Rektörümüz
Prof. Dr. Öztürk, “Bazı aileler, çocuklarını il dışına göndermek
istemiyorlar ve çocuklarına kendi mesleklerini yapmalarını diretiyorlar.
Oysa Z kuşağından bahsediyoruz ve onların anne babalarının işini
yapması çok mümkün görünmüyor. Biraz farklı düşünüyorlar. Ailelerin,
meslek seçimi açısından gençlere yönelik davranışlarını ne şekilde
düzenlemelerini istersiniz” şeklindeki bir soruyu da şöyle yanıtladı:
“Bir
kere insanların hayata hazırlığında, gerçekten istedikleri meslekte
başarılı olmalarında en önemli kriterlerden bir tanesi uyum, adaptasyon,
insan ilişkilerini geliştirebilme, kabuklarını kırabilme, yeni, daha
makul alışkanlıklara kavuşabilmektir. Koruyucu mantıkla, genellikle,
‘bulunduğumuz yerde olsun’, ‘gözümüzün önünde olsun’, ‘başka yere
gitmesin’ diyerek koruyucu mantıkla gençlerimizin önünü tıkamanın anlamı
yok. Şunu söylemek istiyorum; tabii ki okumak istedikleri alanlar,
bulundukları yerin yakınlarında olabilir ama sadece ve sadece
‘bulunduğumuz yerden ayrılmasın’, ‘dizimizin dibinde ayrılmasın’, ‘ne
yapacaksa burada yapsın’ gibi koruyucu mantıkla geleceğe hazır genç
yetiştiremeyiz. Türkiye’deyiz, 81 ilimizde birbirinden kıymetli harika
insanlardan müteşekkil üniversitelerimiz var, hiç kimsenin emanetine,
gençlerine, geleceğine, hoyratça davranacak durumu yok. Bütün üniversite
rektörlerimizle buluşuyoruz, her biri büyük heyecanla gençlerimizi
bekliyor. Ben de açıkçası söylüyorum; üniversitemize ayak bastıktan
sonra onlar bizlerin de evlatları. Bizlere emanet. Nasıl kendi
çocuklarımızın gelişmesi, yetişmesini istiyorsak onları da o şekilde
düşünüyoruz.”
Prof. Dr. Öztürk, üniversite adayları ve
ailelerinin tercih döneminde yaptığı bir diğer yanlışın da “üniversite
isimleri üzerinden tercihlerin yapılması” olduğunu belirterek, sözlerini
şöyle sürdürdü:
“Falanca üniversitenin her bölümü iyi, her
mezunu sanki çok kıymetli gibi zannediliyor. Ama artık bunlar geçti.
Farklı üniversitelerimizde o kadar kıymetli hocalarımız var ki, o
bölümlerden mezun olduğunuzda, o kadar çok arayış içinde olanlarla
karşılıyoruz ki. Özel sektör içinde, ‘mezun verin yeter ki, biz onları
değerlendireceğiz’ diyorlar ama hem öğretim üyesi kalifikasyonu hem
öğrencilere katacak değerler anlamında, bulunan şehre hapsolmak gibi
maalesef bir saplantı, yanlış noktada gençlerimizin önünü tıkayan bir
noktaya dönüşebilmektedir. Bunun önüne geçmek gerekiyor. Nerede kıymetli
alan var, nerede güzel eğitim kadrosu varsa gönül rahatlığıyla aileler
arkadaşlarımızı oralara gönderebilirler. Hayattan da öğrenecekleri,
farklı ortamlarda bulunmalarının güzellikleri var.”
Meslek
seçimiyle ilgili de önemli tavsiyelerde bulunan Rektörümüz Prof. Dr.
Öztürk, “Meslek seçiminde de alınan kararlarda tutucu olmamak gerekir.
Ben gençlerimizin büyük potansiyeli olduğuna inanıyorum. Gençlerimiz çok
fonksiyonel. Bizim jenerasyonumuz, birkaç yönelim üzerine, birkaç
yetkinlik üzerine meslek tercih ediyordu. Şimdi çok yönlü olan Z
kuşağı, bilişimden sanata kadar farklı alanlara açılabiliyorlar.
Dolayısıyla bu şekilde onların da kapasitesini tam olarak açığa
çıkarmayacak şekilde, ‘benim bildiğim şekilde, ben hukukçuyum avukat ol,
sen de avukat olmalısın, ben doktorum sen de doktor olmalısın, işin
garanti’ gibi beylik sözler, gençlerimizin potansiyelinin önüne
geçeceğine inanıyorum. Dolayısıyla kulaktan dolma, anne baba
beklentilerini üzerine kurgulanmış bir şey üzerine değil de
gençlerimizin yeteneklerini, beklentilerini anlamak, onların
geleceklerinde iş aş kaygısı olmaksızın, bunu olmadan olmaz diyecekler
ama bizim geleneğimizde ‘çalışan her yerde taştan ekmeğini çıkarır’
diye bir inanç var. Allah herkesin rızkını verir. Dolayısıyla şu anda
iyi çalışacak, dürüst, kendi alanında yetişmiş her kişinin
çalışamayacağı bir alan yok. İşsizlik konusu, vasıfsızlık, gizli
işsizlik gibi farklı unsurlar üzerine odaklanmış durumda. Mezun olmak
demek her hangi bir yerden mezun olmak değil kalifiye mezuniyetler
gerekiyor. Bunları sağlayacak arkadaşların ne işsiz kalacağını ne meslek
sahibi olmadan da hayatlarını geçireceğini düşünüyorum.”